Bir kısa film çekmek istiyorum. Kendime bir amaç koydum. Yeterince açık ve net. Bu kısa filmin senaryosunu nasıl yazabilirim. Öncelikli olarak düşünüyorum, sistemli düşünce sistemli sonuçları getitirir. Kaliteli iş yapmanın da ön şartı sistemliliktir. Senaryomuzun basamakları ne olmalıdır? Nerden başlamalı
--- Ben bu senaryo da ne anlatmak istiyorum??
---Ben bu senaryoyla ne vermek istiyorum???
--- ben bu senaryoyla
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Sorgu
Sorarsın ya kendine, ben napıyorum diye? Sormak güzel şey, sormak hayatın anahtarı verdiğin nefesin degeri bence. Anlamak için kendini sormalısın, sordukça sor ki cevapların içinde derinleş, zenginleş. Anlamak anlam kazanmaya başladığı anda sırra doğru yolculuğunda ilk mertebeyi geçmişsindir demektir. Kaç kapılı peki bu yolculuk, anlamak arayışının bulmanın basamakları nelerdir. Anlamak anlam kazanmaya başladığında gönlün kaptırırsın, bilgiye sarhoş bilgiyle sarmaş dolaş gezinirsin. Derinlere inmek için görebilmek gerek
Ben Kimim
Ben Kimim?
Kendini kaybetmiş küçük bir çocuğum ben. Kimi zamanda ülkesini kurtarmak için kulübesinden çıkmış don kişot. Ben herkesim. Ben tek bir şey değilim ama gerçek şu ki ben beni bilmiyorum. Kendimi tanımıyorum. Çok üzülüyorum bu yüzden, üzülünce sığındığım liman aslında bu yazılar bu blog. Gerçeklik gün gibi ortadayken, bir adım yetecekken istediğini elde etmek için bir adım atacak gücün, cesaretin aşkın yok, kaybolmuşsun sen. Ne yapmak istediğini bilmemek bir de üstüne üstük her şeyi yapmayı çalışan bozuk bir zihniyet seninkisi. Kendini arayışta doğru yolda zanneden anarşistin, bedevinin yansımasısın sen. Ne yaşayacak ne de ölecek cesaretin var. Bildiklerin sana öğretilenler bir kenarda dura dursun sen düşünmeyi bırak onları, olanları. Sen önüne bak nasılsa birileri pohpohlar seni, nasılsa birileri sıvazlar arkanı. Hayallerini gerçekleştirecek cesaretin yok senin, yola çıkmaya gücün yok senin. Söyle kendine, söyle içinde biriktirdiklerini birikenler durdukları yerden mutsuz. Kendi içine hapsolmuş yaşıyorsun, sürekli bahaneler üretiyosun zamanım yok diye. Zamana göre yaşıyosun sen, en kötüsü ne biliyo musun seni eleştirecek insanlar yok etrafında dalkavuklarla arkadaş olmuşsun. Sen ne vatanını sen ne üzerinde yaşadığın dünyayı ne yaratılmış olanı, ne de üretilecek olanı düşünmüyorsun. Sen düşünülmüşü yaşıyorsun, senin olayın bu çünkü. Gözlerini aç bak bir dünyaya paraya, mutluluğa, resimlerdeki bilim adamlarını, şatafatlı yaşamlara, sor kendine olum dur her seferinde sor kendine. Sor ama korkarak sorma ben bunu yapamazsam diye sorma, cesarete doğru sor. Neden yaşıyorum de, ben kimim de ara? Arayış hiç bitmedi arayış hep başladı, neye doğru ?? Nerdesin sen nereye gittin sor kendine her gün uyandığında sor. Anneni, babanı sana verileni yaşamını sor. Her gün kalktığında sor bakalım kendine. Ben neden uyandım bugün diye sor. Neden yaşadığını unuttun sen, ne olduğunu ve ne istediğini unuttun. Unutmak kolaydır çoğu zaman, çünkü zaman... Kendini her sabah uyandığında bul, sor kendine sırra ulaşmak için sevgi gerek azim gerek. Sonsuz yolculuktasın sen neden yolu bırakıyosun, hani keşfedecektik her şeyi. Her şeyi ama her şeyi açtık biz hani. Ne doyurdu seni, ne yordu söyle bana. Hayallerin var sürekli konuşuyosun birilerinin dediği gibi orta okuldan beri konuşuyosun. Ne yaptın, küçüktün karne notlarınla övünrdün, büyüdün derce yaptın, derecelerinle övündün. Aslı arıyorum dedin yola çıkıcam dedin, karşına çıkan ilk ara yollara saptın hep. Sen kaybolmuşsun arkadaş. Küçüktün kaybolduğun çukur küçüktü, gittikçe büyük bir çukurda kaybolsuyosun. Anlamadıni okuduklarını anlamadın, dinlemedin kalbine kulak vermedin. Senin bir yeteneğin vardı, hayalperesttin sürekli jayal kurdun. Ne var ki elinde hayalleriyle oyunlar oynayan küçük bir çocuksun hala.Sen hayatı kaçır mıyosun yanılıyolar. Sen kendini kaçırıyosun. Sor kendine dünü bugünü ama hep sor. Nerdeyim napıyorum neden yapıyorum diye sor. Sen bugün neden üzgünsün sor. Hayatını sor oğuz. Neden izledğin bir diziden bu kadar etkilenebiliyosun sor işte kendine, sor kendine heycanı sor kendine tutkuyu beklemeyi özlemi. Sor kendine yaratıclığı ağrıyı acıyı sor kendine sınavı. Anlam var oğuz anlam sen anlamı kaçırdın, sen gösteişe önem verdin, uzaklaştın da uzaklaştın, doğrudan iyiden. İyi hep çevrende iyi içinde ama sen içine bakmıyosun, sen rüzgarda sallanıyosun. Rüzgar bazen seni öyle yerlere sürüklüyor ki sorguluyosun ben kimim diyosun gösteriyo kocaman aynasından yüzündeki çizikleri ve elbette kalbindeki.
Kendini kaybetmiş küçük bir çocuğum ben. Kimi zamanda ülkesini kurtarmak için kulübesinden çıkmış don kişot. Ben herkesim. Ben tek bir şey değilim ama gerçek şu ki ben beni bilmiyorum. Kendimi tanımıyorum. Çok üzülüyorum bu yüzden, üzülünce sığındığım liman aslında bu yazılar bu blog. Gerçeklik gün gibi ortadayken, bir adım yetecekken istediğini elde etmek için bir adım atacak gücün, cesaretin aşkın yok, kaybolmuşsun sen. Ne yapmak istediğini bilmemek bir de üstüne üstük her şeyi yapmayı çalışan bozuk bir zihniyet seninkisi. Kendini arayışta doğru yolda zanneden anarşistin, bedevinin yansımasısın sen. Ne yaşayacak ne de ölecek cesaretin var. Bildiklerin sana öğretilenler bir kenarda dura dursun sen düşünmeyi bırak onları, olanları. Sen önüne bak nasılsa birileri pohpohlar seni, nasılsa birileri sıvazlar arkanı. Hayallerini gerçekleştirecek cesaretin yok senin, yola çıkmaya gücün yok senin. Söyle kendine, söyle içinde biriktirdiklerini birikenler durdukları yerden mutsuz. Kendi içine hapsolmuş yaşıyorsun, sürekli bahaneler üretiyosun zamanım yok diye. Zamana göre yaşıyosun sen, en kötüsü ne biliyo musun seni eleştirecek insanlar yok etrafında dalkavuklarla arkadaş olmuşsun. Sen ne vatanını sen ne üzerinde yaşadığın dünyayı ne yaratılmış olanı, ne de üretilecek olanı düşünmüyorsun. Sen düşünülmüşü yaşıyorsun, senin olayın bu çünkü. Gözlerini aç bak bir dünyaya paraya, mutluluğa, resimlerdeki bilim adamlarını, şatafatlı yaşamlara, sor kendine olum dur her seferinde sor kendine. Sor ama korkarak sorma ben bunu yapamazsam diye sorma, cesarete doğru sor. Neden yaşıyorum de, ben kimim de ara? Arayış hiç bitmedi arayış hep başladı, neye doğru ?? Nerdesin sen nereye gittin sor kendine her gün uyandığında sor. Anneni, babanı sana verileni yaşamını sor. Her gün kalktığında sor bakalım kendine. Ben neden uyandım bugün diye sor. Neden yaşadığını unuttun sen, ne olduğunu ve ne istediğini unuttun. Unutmak kolaydır çoğu zaman, çünkü zaman... Kendini her sabah uyandığında bul, sor kendine sırra ulaşmak için sevgi gerek azim gerek. Sonsuz yolculuktasın sen neden yolu bırakıyosun, hani keşfedecektik her şeyi. Her şeyi ama her şeyi açtık biz hani. Ne doyurdu seni, ne yordu söyle bana. Hayallerin var sürekli konuşuyosun birilerinin dediği gibi orta okuldan beri konuşuyosun. Ne yaptın, küçüktün karne notlarınla övünrdün, büyüdün derce yaptın, derecelerinle övündün. Aslı arıyorum dedin yola çıkıcam dedin, karşına çıkan ilk ara yollara saptın hep. Sen kaybolmuşsun arkadaş. Küçüktün kaybolduğun çukur küçüktü, gittikçe büyük bir çukurda kaybolsuyosun. Anlamadıni okuduklarını anlamadın, dinlemedin kalbine kulak vermedin. Senin bir yeteneğin vardı, hayalperesttin sürekli jayal kurdun. Ne var ki elinde hayalleriyle oyunlar oynayan küçük bir çocuksun hala.Sen hayatı kaçır mıyosun yanılıyolar. Sen kendini kaçırıyosun. Sor kendine dünü bugünü ama hep sor. Nerdeyim napıyorum neden yapıyorum diye sor. Sen bugün neden üzgünsün sor. Hayatını sor oğuz. Neden izledğin bir diziden bu kadar etkilenebiliyosun sor işte kendine, sor kendine heycanı sor kendine tutkuyu beklemeyi özlemi. Sor kendine yaratıclığı ağrıyı acıyı sor kendine sınavı. Anlam var oğuz anlam sen anlamı kaçırdın, sen gösteişe önem verdin, uzaklaştın da uzaklaştın, doğrudan iyiden. İyi hep çevrende iyi içinde ama sen içine bakmıyosun, sen rüzgarda sallanıyosun. Rüzgar bazen seni öyle yerlere sürüklüyor ki sorguluyosun ben kimim diyosun gösteriyo kocaman aynasından yüzündeki çizikleri ve elbette kalbindeki.
2 Mayıs 2012 Çarşamba
Gönlün Kaybetmiş Çocuk
Aç gönlünü bilinmeyene, sen bu derya da kaybolmuşsun. Aç ki gönlünü kaybolmuşlukta bulasın kendini. Gönüller açılmış zaten ortaya insanlık sofrası burası, döner ey insanlar. Her şey özüne döner, öze ulaşmak için döner. Uzaklaşır geri gelirde, gönlünü kayberde sevgiyi bulur öyle gelir. Sen nerdesin sevgilim, seni nerde kaybettim. Arayış arayış arayış, seni arıyorum. Seni nerden biliyorum bilmiyorum seni arıyorum.
11 Nisan 2012 Çarşamba
Ruhumun Sesi
Müziğin ruhuma değdiğini hissediyorum, geziniyor aklımın tenha kalmış köşelerinde. Kendime doğru olan yolcuğum zamanın içinde kaybolmuş daha doğrusu zamana bırakmış kendisini. Bunun adı kimilerine göre umutsuzluk kimilerine göre kontrolsüzlük ama bana göre özgürlük. Evet zamana bıraktım kendimi. Bazen ararsın hem de senelerce ararsın, ama arasan da bulunmaz. Bazen de birilerinin zaman kaybı dediği facebook sayfanı açar ve yansımalarla karşılaşırsın. Müzik alır götürür seni, bütün zamanlardan bir parça ve bütün benlerden bir ben taşır gönlüne. Paylaşmak arzusuyla yanıp tutuşursun, gönlünü açmak istersin. Zaman uygun değil, mekan uygun değil hatta insanlar uygun değildir. Gönlünden geçenler ya uçup gider uykunun derin bölgelerinde, rüyanda ya da paylaşırsın aslında zamanı yenirsin. Bu yazıyı yazmak sanki zamanı yenmek benim için... Müzikten konuşuyorduk, bir yandan Adele dinliyorum bir yanımda yansımlar var. Adelenin sözleri yabancı ama nedense anlıyorum. Ne demek istediğini o kadar iyi anlıyorum ki, aklımdan yaşadıklarım ve yaşamak istediklerim süzülüp geçiyor, kendimi buluyorum. Bir tarafta yansımlar var, sözü yok bu müziğin söze ihtiyacı yok. İçimi titretiyor, yapmam gereken bir şeyler var sanki hayallerim, amaçlarım kalk der gibi. Yola çık, ara,bul. Yolda olmak ne güzel, yolunu belirlemek ve belirlediğin yolda yürümek ne güzel. Bu müzil bunları anlatıyor bana ve hissediyorum sadece bana anlatmıyor biliyorum bir yerlerde aynı müzii dinlemekte benimle aynı hisleri paylaşmakta olan insanlar var. Ben onları çok seviyorum, yaşam enerjimi o kadar yükseltiyor ki bu tanımadığım insanlar... Müziği yapanlara ne demeli hangi dehlizin içindeler. Sevgilime olan bakışımı, arkadaşıma sarılışımı, heycanlarımı, Üsküdar-Beşiktaş vapurunu nasıl olur da bu kadar güzel anlatırlar kelimler olmaksızın. Kıskanıyorum onları, aslında imreniyorum. Onlar gibi olmak istiyorum, ifade etmek istiyorum kendimi en saf en temiz ve en pürüzsüz haliyle. Yeterli enerjiye sahipken bile içimde duvarlar var hayallerime karşı. Müziğe ulaşamıyorum halbuki ben kaybolmak istiyorum. Ben şuan hissettiklerimi hissettirmek ve sevdirmek istiyorum.
Sevgi dolu bir dünya olsun istiyorum ve içinde müzik olsun, sevginin anlamı müzik olsun...
Sevgi dolu bir dünya olsun istiyorum ve içinde müzik olsun, sevginin anlamı müzik olsun...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)